» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
» |
|
|
HABERLER
| GEŞMİŞ OLSUN GEŞMİŞ OLSUN | KÖYÜMÜZÜN BÜYÜKLERİNDEN MEHMET BİRDOĞAN KIZI NERGİZ SAÇILIK (BİRDOĞAN) GEÇİRMİŞ OLDUĞU RAHATSILIKTAN DOLAYI GEÇİRMİŞ OLDUĞU AMELİYAT OLMUŞTUR. KENDİSİNE ACİL SİFALAR DİLER AİLESİNE GEŞMİŞ OLSUN DİLEKLERİ İLETİRİZ.
KIZILCAÖREN KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEGİ YÖNETİMİ 08.02.2010 |
| | GEŞMİŞ OLSUN GEŞMİŞ OLSUN | KÖYÜMÜZÜN BÜYÜKLERİNDEN MEHMET BİRDOĞAN KIZI NERGİZ SAÇILIK (BİRDOĞAN) GEÇİRMİŞ OLDUĞU RAHATSILIKTAN DOLAYI GEÇİRMİŞ OLDUĞU AMELİYAT OLMUŞTUR. KENDİSİNE ACİL SİFALAR DİLER AİLESİNE GEŞMİŞ OLSUN DİLERİZ.
HÜLYA VE CELAL BOZKURT 08.02.2010 |
| | GEŞMİŞ OLSUN GEŞMİŞ OLSUN | KÖYÜMÜZÜN BÜYÜKLERİNDEN MEHMET BİRDOĞAN KIZI NERGİZ SAÇILIK (BİRDOĞAN) GEÇİRMİŞ OLDUĞU RAHATSILIKTAN DOLAYI GEÇİRMİŞ OLDUĞU AMELİYAT OLMUŞTUR. KENDİSİNE ACİL SİFALAR DİLER AİLESİNE GEŞMİŞ OLSUN DİLERİZ.
LEYLA VE MUHARREM TÜRKÖZ 08.02.2010 |
| | 2009 KIZILCAÖREN KÖYÜNDE KÖYÜMÜZDE YAŞANAN OLAYLAR | 2009 KIZILCAÖREN KÖYÜNDE KÖYÜMÜZDE YAŞANAN OLAYLAR A:Muhtarlık seçimlerde tekrar Kızılcaören halkı tarafından göreve getirilen muharrem türköz 35 oy alarak seçimi kazanması ve seçime ikinci sırada seçimi tamamlayan Nurettin birdoğan 13 oy alarak tamamlamasının ardından nüfus müdürlüğün hatalarını fırsat bilerek Nurettin Birdoğanın şikâyeti üzeri muhtarlığı Muharrem Türköz alınarak kendisine verilmesini isteyen Nurettin Birdoğanın isteği kabul edilmeyerek birinci aza olan Nihat özer verilmesi. B:2009 Yılında en ilginç olaylardan biride sitemize ve site anketine karşı çıkanların en çok seyirci duruma düşmesi. C .2009 yılı kızılca örenlerin yıllara göre en çok kayıp ettiklerimiz sırasında önde olması
2009 EN ÇOK İNDİRİLEN FOTOGRAF ALBÜMÜ İLK 3 A: Anaokulu Kızılcaören köyü ziyareti ve indirilen fotoğraf 2.600 B:Kızılcaören köyü hizmetlerimiz indirilen fotoğraf 1200 C:Karyatagı ağaç dikme indirilen fotoğraf 280 2009 EN ÇOK SİTEMİZDE OKUNAN WEB SİTESİNİN BÖLÜMÜ A:Haber B;Fotoğraf albümü C:Ziyaretçi defteri 2009 EN ÇOK WEB SİTESİNE GİREN İL A:İstanbul, Divriği B:Ankara C:Sivas, Zara, Suşehri, İzmir 2009 EN ÇOK DİNLENEN MÜZİKLER İLK10 1:Âşık mah suni: fırıldak adam 2:Âşık mah suni: zevzek 3:Selda bağcan: Sivas in yolları 4:Songül karlı: ötme bülbül 5:seher dil ova: şu dağlarda kar olsaydım 6:aslı: sen küçüksün bilemesin 7:Abdullah papur: sizin köy demi 8:Mahmut Erdal: bu memleket 9:Tayfun talip oğlu merhaba 10:Kıvırcık âli: gülüm
Anket sonuçları 1:Sitemizde ne tür müzik çalınsın A:Türk halk müziği aldığı oy.31 B:Türk sanat müziği aldığı oy.8 C:Türk pop müziği aldığı oy.12 D:Arabesk. Aldığı oy.8
2.Şampiyon hangi takım olur A:Sivas spor aldığı oy.159 B:Beşiktaş spor aldığı oy.25 C:Galatasaray spor aldığı oy.22 D:fener bahçe spor aldığı oy.23
3:köyümüzde şenlik yapılsın nı A:evet aldığı oy.93 B:hayır. Aldığı oy.6 C:fark etmez aldığı oy.6 D:boş.1
4:köyümüzün web sitelerin birleşimini nasıl buluyorsunuz A.olumlu.179 B:olumsuz.51 C:ilgilenmiyorum. 17 D:boş.1
01.01.2010 |
| | DUYURU DUYURU | KIZILCAÖREN KÖYÜ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİNDEN DUYURULUR 2010 ÜYE AİDATLARI 100TL OLUP ÜYELERİMİZE DUYURULUR. 15.01.2010 |
| | DUYURU DUYURU | Derneğimizin 16.12.2009 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında köyümüzün merası olarak bilinen TEPE mevkiinin bütün köylülerimizin ortak menfaatleri dogrultusunda gerekli kurum ve kuruluşlara başvuruda bulunularak derneğimiz tarafından köyümüz adına ağaçlandırılmasına karar verilmiştir. Ağaçlandırmanın bahar aylarında başlayacağını bu konuyla ilgili İlçe Tarım Müdürlüğü ile görüşmelere başlanıldığını ; Dernek Yönetim Kurulumuzun bu kararına bütün köylülerimizin gereken desteği vereceğinden ise hiçbir kaygı ve şüphemizin olmadığını belirtiriz.
Sevgi ve Saygılarımızla,
Dernek Yönetim Kurulu 16.12.2009 |
| | KIZILCAÖREN KÜLTÜR ve YARDIMLAŞMA DERNEĞİ | DİVRİĞİ İLÇESİ KIZILCAÖREN KÖYÜ KÜLTÜR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ 18/02/2007 – YÖNETİM KURULU HÜLYA BOZKURT DERNEK BAŞKANI NEBİBE İNCEİŞÇİ BAŞKAN YARDIMCISI NEZİR ÇİÇEK HÜSEYİN ÖZDEMİR HİKMET ÖZTÜRK MUHASİP ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU NURETTİN BİRDOĞAN İSMAİL ÖZBEK ÖMER ÖZTÜRK ESKİ YÖNETİMLER 22/05/2005 – 18/02/2007 YÖNETİ KURULU NECATİ ÖZTÜRK DERNEK BAŞKANI H.BASRİ ŞANLITÜRK BAŞKAN YARDIMCISI HÜLYA BOZKURT MEHMET TÜRKÖZ HÜSEYİN ÖZDEMİR MUHASİP ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU LÜTFİ ÖZBEK EROL ÖZTÜRK NURETTİN BİRDOĞAN 31/05/2003 – 22/05/2005 YÖNETİ KURULU EROL ÖZTÜRK DERNEK BAŞKANI MEHMET TÜRKÖZ BAŞKAN YARDIMCISI NEZİR ÇİÇEK ALİ BİRDOĞAN HASAN BİRDOĞAN MUHASİP ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU 30/04/2001 – 31/05/2003 YÖNETİ KURULU H.BASRİ ŞANLITÜRK DERNEK BAŞKANI HİKMET ÖZTÜRK BAŞKAN YARDIMCISI HASAN BİRDOĞAN EROL ÖZTÜRK MEHMET TÜRKÖZ MUHASİP ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU 17/04/1999 – 30/04/2001 YÖNETİ KURULU LÜTFİ ÖZBEK DERNEK BAŞKANI NİZAMETTİN ŞANLITÜRK BAŞKAN YARDIMCISI EROL ÖZTÜRK ÖMER ÖZTÜRK ALİ BİRDOĞAN SAYMAN ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU NURETTİN BİRDOĞAN ALİ ÖZTÜRK ABDULLAH ÇİÇEK 19/01/1997 – 17/04/1999 YÖNETİ KURULU LÜTFİ ÖZBEK DERNEK BAŞKANI NİZAMETTİN ŞANLITÜRK BAŞKAN YARDIMCISI EROL ÖZTÜRK ÖMER ÖZTÜRK ALİ BİRDOĞAN ÜYE ÜYE ÜYE DENETİM KURULU NURETTİN BİRDOĞAN ALİ ÖZTÜRK ABDULLAH ÇİÇEK 08/04/1996 – 19/01/1997 GEÇİCİ YÖNETİM KURULU LÜTFİ ÖZBEK DERNEK BAŞKANI NİZAMETTİN ŞANLITÜRK ABDULLAH ÇİÇEK ALİ ÖZTÜRK ALİ BİRDOĞAN ÜYE ÜYE ÜYE ÜYE EROL ÖZTÜRK ÖMER ÖZTÜRK NURETTİN BİRDOĞAN ÜYE ÜYE ÜYE
22.10.2009 |
| | ASFALT YOL KIZILCAÖREN KÖYÜNDE | ĞEÇEN YIL YOLLARIMIZIN ALT YAPISI TAMAMLANAN ANCAK KÖTÜ HAVA KOŞULLARI YÜZÜNDEN BİR TÜRLÜ ATILAYAMAN ASFALT ÇALIŞMALARI BÜĞÜNLERDE TAMAMLANDI.KÖYÜMÜZE HAYIRLI OLSUN. 25.07.2009 |
| | DİVRİĞİ KÖYLERİ | 001- Ağaçlıgöl Göndürüm 002- Adatepe Pingen 003- Ağcadam (Bayırlı Mezrası) - 004- Ahmedören 005- Akbaba - 006- Akmeşe Ziniski 007- Akpelit Gâmhu 008- Arıkbaşı Brestik 009- Atmalıoğlu - 010- Avşarcık - 011- Bahçeli Pengürt 012- Bahtiyar - 013- Balova - 014- Başmahtar (Bayırlı Mezrası) - 015- Başören Başveran 016- Bayırlı Haşke 017- Bayırüstü Timisi 018- Beldibi Ceroğlu 019- Beyköy Sevir 020- Çakmakdüzü Palha 021- Çakırağa - 022- Çakırtarla Savrun 023- Çamlık Kürtarage 024- Çamurlu - 025- Çayören Pütge 026- Çayözü Hamo 027- Çiğdemli Tuğut 028- Çitme - 029- Çobandurağı Çaltı 030- Çukuröz Tülünk 031- Cürek Cürek 032- Demirdağ Purunsur 033- Derimli Gâhnıt 034- Derimli(Gahnıtın mezrası) Körküsü 035- Dikmeçay Eske 036- Diktaş - 037- Dişbudak - 038- Doğan 039- Dumluca - 040- Duruköy Türkarage 041- Eğrisu Anzahar 042- Ekinbaşı Kilisecik 043- Erikli - 044- Eskibeyli Norşun 045- Gedikbaşı Karageban 046- Gezey - 047- Gökçebel Venk 048- Gökçeharman Keklikpınar 049- Gölören Gölveran 050- Göndüren - 051- Gözecik Ağın 052- Güçlü (Yeşilyol Mezrası) Dejdekar 053- Güllüce - 054- Günbahçe Hazerkek 055- Güneş - 056- Güneyevler Erşun 057- Güresin - 058- Gürpınar Çamağa 059- Güvenkaya - 060- Hacıboşlar (Yeşilyol Mezrası) Hacıboşlar 061- Handere - 062- Höbek - 063- Horozçukuru Gödeş 064- Kaledibi - 065- Karaağaçlı Çüksüzer 066- Karakale - 067- Karakuzulu Bizevi 068- Karaman - 069- Karasar - 070- Karşıkonak Kâhtik 071- Kavaklısu Armutak 072- Kayaburun Odur 073- Kayacık Murmana 074- Keçikaya Meli 075- Kekliktepe Galun 076- Kesme - 077- Konak (Beldibi Mezrası) - 078- Kuluncak - 079- Kırkgöz - 080- Kızılcaören Kızılcaveran 081- Madenli Hinora 082- Maltepe Hornevil 083- Merkez Gözecik Eliski 084- Mursal - 085- Ödek - 086- Oğlaklı - 087- Oğulbey Kirkidi 088- Ölçekli Palanga 089- Olukman - 090- Ortaköy - 091- Ovacık - 092- Oyuktepe Kömüşfengi 093- Özbağı Şahna 094- Paynik ( Üçpınar Mezrası ) 095- Selimoğlu - 096- Sincan - 097- Soğurcak Kürtbeyaz 098- Susuzlar - 099- Susuzören - 100- Sırçalı - 101- Tepehan - 102- Şahinköy - 103- Üçpınar - 104- Uluçayır Vazıldan 105- Ürük - 106- Uzunbağ Kârsı 107- Uzunkaya Parğam 108- Yağbasan - 109- Yalnızsöğüt - 110- Yazıköyü 111- Yerliçay Vartan 112- Yeşilyol Daregan 113- İkizbaşak Kömek 114- İmirhan - 115- İnanlı Şigi 116- İncirlipınar Fero 117- Yoncabayırı Ekrekçimen 118- Yozyatağı - 119- Yürektaşı Merendi 120- Yusufşeyh - 121- Yuva Sarphan
25.11.2008 |
| | DERNEK DUYURUSU | Dernek Borçluları
Sevgili Üyelerimiz, Derneğimizin tek geliri sizlerden gelen aidat ve bağışlar olup Köylülerimize ve Köyümüze yapacağımız yardımlar için lütfen özen gösterelim.Elbette yapılan iş gönül işidir ama gün gelirki yardıma ihtiyacı olan bizler olmuşuz.Aklımızdan çıkarmayacağımız tek şey değişmeyen tek şeyin değişim olduğudur.Aidat ve bağışlarını bekliyoruz.Banka hesap numaramız sitede mevcuttur.
04.07.2009 |
| | YEMEKLERİMİZ | YÖREMİZ YEMEKLERİ
Herle Çorbası, yoğurtlu çorba, düğürcek çorbası, katıklı çorba, tarhana çorbası, pıt pıtı çorbası, erişte çorbası, döğme çorbası, tirit, kaymak, helva, etli bulgur pilavı, fasulyeli bulgur pilavı, mercimekli bulgur pilavı, haşıl, ayranlı köfte, et kavurması, içli köfte, kömbe, sac üstü, kaygana, mıhlama, kete, ağız, hoşaf, mumbar, evelik sarması, kazan karası sarması, kabak çiçeği dolması, pir pirim, pestil, bastık. Ağız
İlk sağılan inek sütü normal süt ve toz şeker ile bir kapta karıştırılarak orta ateş üzerine konulur ve devamlı karıştırılarak kıvamı koyulaşıncaya kadar pişirilir. Daha sonra soğumaya bırakılır. Ilık olarak servis yapılır. Bastık (Bastıh)
Meyvelerin ezilip, pişirilip süzüldükten sonra yeniden kaynatılıp koyulaştırılarak bez ya da tepsiye serilerek pestil haline getirilmesine denir. Ekşi kış eriği veya aluçar (can eriği) bastığı, Berge (Aşısız kaysı) bastığı, Dut bastıgı, Hamam bastıgı (karışık meyveler) yörede yapılır. Bunlardan başka ayrıca saruç, Dut pekmezi (tutbalı), Sütlü pekmez de yörede hazırlanan yiyecek türleridir. Saruç, içi ceviz ya da meyveyle, dışı dut ya da üzüm şırasıyla elde edilen eğlencelik yiyecek türüdür. Sütlü pekmez dut pekmezinin içine süt ilave edilerek yapılır Düğürcek
Tencerede bir miktar su kaynatılıp hazırlanmış düğürcek kaynamış suya ileve edilir. Bir süre daha kaynatıldıkdan sonra indirilir. Bir miktar soğan yağ ile kızartılır. Kahverengini alana kadar kızartılıp olan soğan hazır çorbanın üzerine dökülüp karıştırılarak servis yapılır. Kızartılan soğan çorbaya ayrı bir lezzet verir hemde yağ yemeğe soğanla katılmış olur. Erişte Pilavı
Tencerede bir miktar su kaynatılır.Kavrulmuş erişte tencerede bir miktar kaynatılıp indirilir.Kevgirle suyu süzülüp tereyağı ilave edilerek servis yapılır. Gatıhlı Çorba
Buğday veya yarma, nohut, fasulye yıkanıp akşamdan ıslatılır.Sabah ayrı ayrı haşlanır. Piştikten sonra hepsi bir kaba konur.Karştırılarak soğutulur. Nane ilavesi yapılır. Hazırlanmış ayrana katılarak servis yapılır. İsteyen sarımsaklı olarakta yapabilir. Haşıl
Tencereye su konularak kaynatılıp tuz ilave edilir. Kaynayan su içine un koyulmaya başlanır ve yavaş yavaş koyu kıvama gelene kadar karıştırılır ve pişirilir.Hamur pişme kıvamında ateşten alınıp ortası çukurlaştırılarak sanki harç karar gibi eritilmiş tereyağlı da yapılabilir veya şerbet konularakta yenebilir.
Herle
Tencerede tereyağı eritilir, eriyen tereyağı üzerine un ilave edilir. Unun rengi pembeleşinceye kadar karıştırılarak kavrulur. Daha sonra üzerine su ve karabiber ilave olunur. Sürekli karıştırılarak un kokusu kaybolana ve çorba kıvamına gelene kadar sürekli karıştırılarak pişirilir. Sıcak servis yapılır. İçli Köfte
İnce bulgur veya bulgur su ile ıslatılır.Un ilavesi ile yuğrulup hamur gibi yapılır. Diğer taraftan kıyma veya kavurma yağ ve soğanla kavrulur ayrıca pişmiş mercimek, patates ve baharatları karıştırılıp iç harcı yapılır. Dışı hazırlanmış bulgur elle yuvarlak 6-7 cm çapında yapılıp içine hazırlanmış harç konarak ağzı kapatılır. Suda kaynatılıp üzerine tereyağı dökülerek yenir. Mercimekli Bulgur Pilavı
Tencerede bir miktar su kaynadıktan sonra bir miktar mercimek ayıklanıp pişirilmeye başlanır. Biraz pişmiş haldeyken bulgur ilave edilir.Pişirildikten sonra tereyağı eritilip ilave edilerek servis yapılır. Mumbar (Bağırsak) Dolması Mumbarların içleri iyice temizlenir ve iç ve dış kısmı tazyikli su ile yıkanır. Üzerine tuz serpilerek iyice ovulur ve bu işlem 3 - 4 defa tekrarlanır. Soğanlar temizlenerek orta büyüklükte doğranır. Parça et mümkün olduğunca ufak doğranır. Daha sonra, bulgur bir kaba alınır, üzerine soğan, etler, baharat ve tuz ilave olunur. Bu malzemeler iyice karıştırılır. Hazırlanan karışım mumbarların içerisine doldurulur. Bunun ardından doldurulmuş mumbarlar uygun bir tencereye konulur ve iyi pişmesi için bir çatal ile mumbarlar 3 - 4 yerinden delinir. Tencereye 4 - 5 bardak su konularak 45 - 50 dakika pişirilir. Ilık olarak servis yapılır. Pilavlar Pilav için önce muhaşer hazırlanır. Muhaşer, ıslatılarak kabuğu çıkmış ve ikiye ayrılmış nohuttur. Daha sonra üzüm ayıklanır. Pilavda kullanılan üzüm, bu yörede bamya, parmak ya da Besni üzümü adıyla bilinir. Et olarak koyun, keçi, tavuk, hindi hatta geyik eti, bıldırcın eti, keklik eti konulabilir. Kefleme yapılır. Kefleme etin kemikten ayrılıp parmak büyüklüğünde parçalara bölünmesidir. Keflenmiş et sinilere serilir, üzerine alat (pilava lezzetini veren baharat); bahar, karabiber, karanfil ve tuzdan oluşan karışım serpilerek üzeri tülbentle örtülür. Bu işlemler bir gün önceden yapılır. Daha sonra kuru soğan ve alat katılır. Baharatlı soğan yağda bir iki kez çevrilir. Bir gün önceden hazırlanmış karışım konur ve karıştırılır. Üzerine tuzlu suda bekletilip süzülmüş pirinç ve yeteri kadar su eklenip pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın tereyağı eritilip dökülür. Piştikten sonra üzerine temiz bir bez örtülüp demlenmeye bırakılır. Tepsi ya da lengere ters çevrilerek sofraya getirilir. Üzüm hoşafı ile ikram edilir. Tarhana Çorbası
Tarhana: Malzemesi aşlık buğday, kıvamlı ayran ve tuzdur. Dört ölçü kıvamlı ayrana bir ölçü aşlık buğday konur ve sürekli karıştırılarak pişirilir. Tuz ilave olunarak pişirilen kabın ağzı iyice kapatılır ve bir gün bekletilir. Ertesi gün temiz bir bez üzerine hafif yassılaştırılmış parçalar halinde dizilir ve güneşte iyice kurutulur. Tarhana Çorbası: Kurutulmuş tarhana akşamdan ıslatılır. Ayrı bir kapta tereyağında soğan ve topaç (güneşte kurutulmuş kuşbaşı et) birlikte kavrulur. Yumuşatılan tarhana yağda kavrulan soğan ve topaç bir kaba konur, su ve tuz ilave edilerek sürekli karıştırılarak pişirilir. Bir tavada tereyağı eritilir, içine kırmızı pul biber konur ve servis sırasında tarhana çorbasının üzerine dökülür. Tirit
Kurutulmuş köy ekmeğini ufalayıp bir kaba koyunuz.Önceden hazırlanmış soğan yağ ile kavrulur,domates ilave edilip iyice kavrulur ve yumurta kırılıp su ilave edilerek tuz biber den sonra tavada kavrulup hazırlanmış ekmeğin üzerine dökülüp servis yapılır.
22.10.2009 |
| | OZANLARIMIZ | Ozanlarımız
FEYZULLAH ÇINAR
Feyzullah Çınar 1937 yılında Sivas Çamşıhı"nın Çamağa Köyü"nde doğmuş; tam beş yaşındayken almış eline bağlamayı... Şeyh Ahmet Yasevi"nin soyundan gelen ozan. Pir Sultan Abdal"ı, Kaygusuz"u, Virani"yi dinleyerek büyür; 14-15 yaşlarında ise iyi saz çalip, türkü söyleyen bir kişidir artık. Anadolu"nun o aman vermez çileli yaşamından büyük kente, İstanbul"a gelmesiyle başlayan zorlu yaşam öyküsü O"nu sazıyla daha da yakınlaştırmıştır. İstanbul"da girdiği işler doyurmaz aşığı, O gönlündeki aşkı. toplumsal çelişkileri paylaşmak ister diğer insanlarla. Tam da bu sırada birlikte olduğu dostları Feyzullah Çınar"a bir plak yapmak isterler. Plağın bir yüzü Agahî Baba"nın "Fazilet" adlı deyişi, diğer yüzü Malatyalı Esirî"nin Şah Hüseyin"e mersiyesi... Yıl 1966; o yıllarda Alevi deyişlerini çalıp söylemek pek çok açıdan zor. Ama koca Çınar durur mu? Aldı mı sazı eline, vurdu mu sazın teline söyler Pir Sultan"dan, Viranî"den, Kul Himmet"ten... işte o gün bu gündür ait olduğu kültürün o güzel ürünlerini altmıştan fazla plağa okumuştur ozan. 1969 yılında Fransa"ya giden Çınar, Alevi-Bektaşi kültürü ve müziği üzerine Irene Melikoff"la birlikte konferanslara katılır, konserler verir. Bir çok Avrupa ülkesinde radyo programlarına katılır. Ozanın Fransa Radyo Televizyoncu ve Unesco tarafından iki long-play"i yayınlanır. Feyzullah Çınar, Alevi-Bektaşi ozanlarının içinde kırsaldan kente göçmüş, ancak geleneksel kültüründen hiç bir şey yitirmeden sanatını uygulamış ender kişilerden biridir. O geleneksel kültürünü yaşatarak içinde bulunduğu toplumun sorunlarını dile getiren bir ozandır. O"nun sanat yaşamına baktığımızda koca Çınar"ın yine bir başka çınarın izinden gittiğini görürüz... Bu kişi Pir Sultan Abdal"dan başkası değildir. Pir Sultan"ı ve Pir Sultan geleneğini kendine kılavuz seçmiştir. O sazının telinden dökülen melodiler bin yıllık geleneğin sözcüsü gibidir. Pir Sultan deyişlerini sanki Çınar seslendirsin diye yazmıştır. Çınar deyişleri, öylesine yüksek bir sanat gücüyle icra eder, ve dilinden dökülen her sözün anlamı müzikle öylesine bütünleşir ki, yüzlerce yıllık Alevi kültürü ile binlerce yıllık Anadolu kültürlerinin sentezinden doğan bir ses çakılır kulaklarımıza. Feyzullah Çınar usta malı söyler deyişlerini. Yedi kutuplardan en çok Pir Sultan Abdal, Virani, Kul Himmet ve Hatayi"nin deyişlerini çalar ve okur. Geçmişle günümüz arasındaki köprü görevini üstlenmiş o ozanların işlevini Çınar"da da görürüz. Bu bakımdan günümüz ozanlarının deyişleri de O"nun için diğerleri kadar önemli, hatta kutsaldır. Kul Ahmet, Sefil İbrahim, Celalî kendi döneminin toplumcu ozanlarıdır ve bunların deyişleri Çınar"ın dilinde ve telinde ustaca yorumlanır. Feyzullah Çınar 1960"lı ve 70"li yılların toplumsal açıdan çileli, karamsar, tehlikeli ortamı içinde ozanlık yapmaya çabalar. Türkiye"yi bir uçtan diğer uca dört kez dolaşır. Halkına umut verir, yüreklendirir onları. Toplumcu deyişleri seslendirdiği için hapse atılır. Ancak yine söyler, yine çalar sazım... 1983 yılında daha 46 yaşındayken Çınar yaşama gözlerini kapatır. Ancak onun sesi bu toprağa gönül vermiş dostlarının kulağında yaşamaya devam ediyor. Bazı türküleri : Siyah saçlarından hatem yüzlerin, Bu yıl bu dağların karı erimez, Geldim şu alemi ıslah edeyim.... Cengiz Özkan 1967 yılında Divriği’de doğdu. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ailesi ve çevresinin bu konuda etkisi oldu. İlköğrenimini İstanbul"da tamamladı. 1980 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarına girdi. 1991’de mezun olduktan sonra İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halk Müziği Ana Sanat Dalı bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1988-1991 yılları arasında İstanbul Üniversitesi bünyesindeki halk müziği topluluğunda bağlama sanatçısı olarak görev yaptı. 1989 yılında TRT İstanbul Radyosunda bağlama sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Değişik yöre müziklerini yorumlayan Cengiz Özkan, bugüne dek 3 tanesi kişisel olmak üzere birçok albüm hazırladı. İlk resitalini 1998 yılında veren Özkan Türkiye ve Türkiye dışında birçok konser verdi, birçok şenliğe ve konferansa katıldı. Ali Kızıltuğ Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü Bülbül Gitmiş Baykuş Konmuş Gelele Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler Kapıları Kitlemişler Gel Hele
Saz Elimde Şu Elleri Gezerdim Dertli İdim Bazı Destan Yazardım Sen Ali"ysen Niye Saçın Ağarttın Kızıltuğ"a Benzemiyor Gel Hele 1944 yılında Sivas ili Divriği ilçesi Mursal köyünde dünyaya geldi. 1958 yılında bağlama çalmaya başladı. Bağlamaya ilişkin temel bilgileri köyünde bulunan Abbas ustadan öğrendi. İlk yıllarda başka aşıkların eserlerini ve yöresel türküleri seslendirdi. 1969 yılında ilk plağı olan "Asrı gurbet harab etmiş köyümü" çıktı. Bugüne kadar 103 plak ve 87 kaseti yayınlandı. 2160 eseri bulunmakta ve bunların 550 tanesi başka sanatçılar tarafından seslendirildi. 1969 dan bu yana sadece kendi eserlerini seslendiriyor. Eserlerini hazırlarken genellikle önce şiir olarak yazıp sonra onları besteliyor. Ancak doğaçlamada çalıp söylüyor, 1971 yılında İstanbul Tepebaşında yapılan ve tüm ozanların katıldığı bir atışma yarışmasında birinci seçildi. Geçim sıkıntısı nedeniyle göç etmek zorunda kalır ve 1973 de Ankaraya yerleşti. Aşık Veysel ve Aşık Mahzuni onu en çok etkileyen aşıklardır. Uzun sap bağlama çalıyor ve bağlamasını hüseyni düzenine akort ediyor. "Baykuşlara kalan köy" ve "Sorma efendim" adında iki kitabı yayımlandı ve diğer eserlerini de 10 cilt kitap halinde yayınlamayı düşünmektedir. Memur emeklisi ve 4 çocuk babası olan Ali Kızıltuğ halen Ankara"da ikamet etmekte ve kendisini şöyle özetliyor: "Ne yarimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim. Nasıl Mursal"dan geldiysem, o nazlım, sefil, tertemiz bir köylü çocuğu isem şimdide aynıyım...". ADEM ASLANDOĞAN 1967 SİVAS-Divriği Höbek köyü doğumlu. Müziğe yöresinin ozanlarından etkilenerek başladı ve gelenek içerisinde bağlama çalmayı kendi kendine öğrendi. 1983 yılında Ankara’ya taşındı ve 1985 yılında ihsan ÖZTÜRK ve Yüksel AYOĞLU’ ndan nota ve bağlama dersleri aldı. 1989 yılında ilk türküsünü besteledi ve bununla birlikte bestecilik yönünü keşfetti. İlk olarak 1993 yılında ‘Türküye Hasret ‘ adlı grup kasetinde yer aldı. 1996 yılında ‘Türkü Bakışlı Yarim’, 2001 yılında ‘Türkü Misali’ isimli solo albümlerini yapan sanatçı, 2005 yılında Muhabbet Türküleri adlı grup albümde bir türküyle yer aldı. Beşyüz’e yakın bestesi bulunmaktadır. Türkülerini Erdal AKKAYA, Güler DUMAN, Hüseyin TURAN, Nuray HAFİFTAŞ, Ceylan, Türkü, Songül KARLI, ve Gülten gibi sanatçılar seslendirdi. Türkülerinde sevda, hasret, taşlama, gurbet ve toplumsal temaları işlemektedir. Aynı zamanda usta malı dediğimiz deyişleri okumakta ve ustaların sözlerini bestelemektedir. TUNCAY BALCI Sivas Divriği"li olan sanatçı 31.05.1976 İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğretimi istanbulda okudu. Lise son sınıfı mersinde bitirdi Orta okul yıllarında Sarıyer ‘de Ali YILDIZ’DAN bağlama dersi aldı Okullarda müsamereler de bağlama çaldı. Mersin’de Devran ÖZCAN’DAN bağlama ve solfej dersleri aldı 1993, 1994 yılarında yine Mersin"de koro çalışmalarında bulundu 1994, 1995 yılarında Celal BAYTAŞ’DAN bağlama dersleri aldı Nihat HATİPOĞLU yönetimin de koro çalışmalarında bulundu … Adana’da askerlik yaptığı dönem de Adana Müzik piyasasının sayılı isimlerinden olan Esat HOCA’DAN bağlama dersleri aldı. 1998 yılında Erdal ERZİNCAN Müzik Merkezi’nde bağlama dersleri aldı. Sanatçının bar ve kafelerde program günler yine dönemde başladı.Tuncay BALCI sırasıyla; Tülay ÖZER, Gülcihan KOÇ, Ciğdem ÇİFTÇİ İle çalıştı.yaptığı 2000 yılında Sabahat AKKİRAZ ile çalışmaya başlayan sanatçı halen Sabahat AKKİRAZ’IN ekibinde bağlama çalmaktadır. Erdal ERZİNCAN ve Mercan ERZİNCAN albümlerinde vokal yaparak katkı sağlayan sanatçı, Muhabbet Türküleri 1 albümünde "Bellolmaz" adlı türküyü seslendirdi. Yine aynı albümde Fadime AKPINAR ve İsmail İLKNUR"A bağlamasıyla eşlik etti. Seyran albümününde tüm bağlama alt yapısını çalan sanatçı, Muhabbet Türküleri 2 albümünde "Dertlinin derdi ilinmez" türküsünü seslendirdi. Bu albümde de çeşitil sanatçılara bağlamasıyla eşlik etti. OZAN MAZLUMİ (ALİ BALLIKTAŞ)
Sivas - Divriği, Ödek Köyü’nde 1956 yılında doğdu. Dedesigil buraya Tunceli’den gelmişler. Karakuz (Avşarcık) derken son durakları Ödek olmuş. Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu, öğretmen, derken emekli. Henüz okumakta olan iki kızının ozanlık geleneğini sürdürüp sürdürmeyeceklerinden pek emin değil. Kızlarından emin olmasa da, “Çok harika saz çalan” ama ne yazık ki süreç içinde şiirleri kaybolmuş olan “Kürt Bozov,” (Bozogöğ) lakaplı Kadir Ballıktaş’ın torunlarından. Damar’da, maya’da, öz’de (galiba şimdilerde “DNA”, “GEN” diyorlar) halkın sesi, sözü, gözü olmaya görsün… Olunca böyle bir cansuyu, kişinin gideceği yol bellidir. Nitekim öyle oluyor. Ballıktaş Ailesi 1968’den itibaren Ankara’dadırlar artık. Üstelik Kayseri-Sarız-Kırıkkaşık’dan Ali Doğan’la da komşudurlar. Bir gün Ali Doğanlar’a bir ozan gelir, ev tıklım tıklımdır, ne iğne atsan yere düşer, ne silah patlasa çıt çıkar… Ozan çalıp söyler. Herkes, hakla, halkla hemhal, pürdikkat dinler. Çocukların arasında Aliler de vardır. Biri Ballıktaş, öbürü Doğan. Saz dinlemeye, söz koşmaya başlayan, bu iki yaramaz ozanın sazını aşırıp bitişik odaya geçerler. Saz Ballıktaş’ın elindedir. Ozan duymaz mı bunu. “Gel” der, “Gel de burada çal. Ne de güzel okuyorsun. Üstelik mazlumca duruyorsun. Senin adın Mazlumi olsun. Bu usta’nın mahlası Mahrumi’dir. Maraşlı Mahrumi Mahsuni’nin öğretmeni. Bedeni de sazı boyuna ulaşınca Ballıktaş’ın; Mihneti’ye, (Vehbi Polat), Feyzullah Çınar, Ali Kızıltuğ, Hüseyin Çırakman, Müslüm Sümbül, İsmail Nar ve Mahsuni Şerif’e yoldaş olur. Bu birliktelik, birlikte çalıp söylemenin bir üst aşamasına, “Çağdaş Halk Ozanları Kültür Kurumu”nu oluşturma evresine ulaşır. Kurumun başkanı da Mahsuni’dir üstelik. Ballıktaş, çalıp söyleme, örgütlenme… derken yazıp çizmeye de başlar. İbrahim Aslanoğlu’nun çalışmasından da yararlanarak; “Divriğili Halk Ozanları Antolojisi”ni hazırlar, Kültür Bakanlığı’na sunar. Ama Kültür Bakanlığı “ne der?...”, ne yazık ki bilemez. Çağdaşlarından, Coşkun Gönüllü, Derdi Yok, Kamber Nar, Kenan Şahbudak; Türkçeye katkıları, imgeye, simgeye, sese, uyak’a, renk’e, çağrıya ve çağrışıma önem verdikleri için sevdiği ozanlar arasındadır. Ballıktaş’a göre; “Halk ozanı” sıfatını edinmek o kadar kolay değildir. Her halk ozanı, divan şiirini de aruz’u da, günümüz serbest şiir akımını da, bu şiir nehirle-rinin, yollarını, ölçülerini, estetik ve söz kaygılarını da çok iyi bilmelidir. Bilmeli ve bildikleri (edindikleri)’ne de bir şeyler eklemelidir. “Failatün Failûn”ü bilmeden halk ozanı mı olur?... diye de sormaktadır kendi kendine. Halkının yaşam tarzını paylaşmayan onun gibi yaşamayan, bu anlamda Karacaoğlan, Dadaloğlu, Emrah, Pir Sultan, Mahsuni, Davut Suları gibi olma-yan, bedel ödemeyen, halkına bir söz söylemeyen, onu daha güzel bir yaşamı birlikte kurmaya davet etmeyen kimseden ozan olmaz diye de düşünmektedir. Birçok yarışmada dereceler alan, antolojilerde özel olarak değerlendirilen Ballıktaş’ın “Vuranlar da Belli, Vurduranlar da” ile “Bizi Yolumuzdan Eylemesinler” adlı iki kitabı var. Bu uzun yolda, çile çekmeden, çırak olmadan usta olunmaz, o nedenle bir ustanın yanında ders almak izlenecek yollardan biridir. Öğrencilik yılarında “Balıktaş” soyadını “Ballıktaş” diye yazsa da “Mazlumi” mahlasını, Mahrumi Baba’dan aldıktan sonra öğrenir ki; Bir “Mazlumi daha var: Hanaklı Mazlumi. İki Mazlumi yetmez üçüncüsü vardır: O da İstanbul’da yaşayan Aşık Mazlumi’dir. Ballıktaş bu karışıklığı “Ozan Mazlumi” ve “Mazlumi Baba” mahlaslarıyla aşmaya çalışmaktadır. Hüseyni, dede bağlaması, dede derviş düzeni tarzında bağlama çalan Ballıktaş, doğaçlamayı öylesine önemser ki; ona göre doğaçlama olmadan ne aşık olunur ne de ozan. Dil Tarih, Hacettepe ve Gazi Üniversitelerinden öğrencilerin zaman zaman ziyaret edip söyleşiler yaptıkları Ballıktaş’ın TRT-İnt kanalı başta olmak üzere ulusal, yerel birçok radyoda programlara katılıp ‘Anadolu’nun sesi’ne ses kattığı da başka bir gerçektir. Ballıktaş, halen Ankara’da yaşamakta, sesini, sazını, sözünü bu kentte çoğaltmaktadır.
22.10.2009 |
| | YÖRELSEL DİLİMİZ | Yöresel Dilimiz
SÖZCÜKLER ANLAM VE KULLANILDIĞI YERLER Acep :acaba, şüpheyle Acıh :azıcık, acuh. Acılı :acısı olan, yaslı olan, derdi olan Acuğum :amca karısı Ağcıl :rengini atmış, ağarmış, içinde ak olan Ağnağaz :boş yere konuşma, boşboğazlık Ağnaksız :anlayışsız Ağuz :yeni yavrulayan hayvanın ilk sütü Ağrılı :ağrısı olan, ağrıyan Ahbın :mal gübresi Ahir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Alaf :mal yiyeceği, yem Alat :alınıp kenara konulan, kullanılmayan Alata :davara gidemeyen hasta veya sakat davar, küçükbaş. Algış :övme, övgü, dua etme, güzel sözle anma, alkışlama Alık :beceriksiz, şaşkın, zayıf, hastalıklı Alımcı :başkasının hesabına alacakları toplayan, tahsildar Allahutaala :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Alov :alev, yalaz Ana keteni :kız anasına verilen bir hediye Andan :orda, orada, oraya, oradan, o zamandan. Annaç :yamaç, karşı, ön taraf, alın, Apak :çok ak, bembeyaz Apaz :avuç, bir avuçluk miktar Aralıh :hol, koridor Argaç :halı-kilim dokumda aradan geçirilen iplik Arhalanmak :arka çıkılmak, kayırılmak Arıh, arık :zayıf, kuru, sıska, su yolu Arıs :anızlık, nadasa bırakılan arazi Arkalı :arkası olan, koruyanı olan Arşın :dirsek ile orta parmak arasındaki mesafe, Arvad :avrat, karı,eş Asbap :elbise, çamaşır Aşna :aşina, ortada, bildik, tanıdık Aşifte :orospu Aşırt :aşıt, geçit Aşıt :aşırt, geçit Ataç :atalardan gelen gen, atasına çekme Atmık :canlıların tohumu, meni Avara :avare, işsiz, aylak Ayahcak :merdiven Ayakçık :ayakcan, merdiven Ayakdaş :arkadaş, yoldaş Ayan :açık, aleni, gün gibi ortada Aygın :vurgun, aşık, hayran Aymak :kendine gelmek, dalgınlıktan kurtulmak Ayvan :bir tarafı dışarı açık oda, balkon Aytmak :demek, söylemek Ayar :dolandırıcı, düzenbaz, hilekar Azad :hızmeker, yanaşma Azıklı :yoksul doyuran, yemeği yenen Azma :selvi ağacına benzer uzun kavak, genç boğa, tosun Babal :vebal, mabal, günahı, suç Bacılık :kardeşlik Baç :haraç, vergi, soygun Badas :harman yerinde tozla karışık tahıl tanesi Baduç :yeşil fasulye, leyvaz Bağ :bağ bostan, üzüm bağı Bağ :ekin bağı, demet Bağan :düşük, ölü doğan cenin Bağcı :bağ bostan, üzüm bağı bekleyen, bağ bağlayan Bağlam :demet Bahana :bahane Bahtılı :sevsinler, tebrikler, şanslısın, Seni Bahtılı. Bala :yavru, çocuk Barhana :ev eşyası, öte beri, yük Barık :parmak gibi yükseltili iniltili arazi Baş gıltı :baş tarafı, üst taraf, yukarı Başmak :ayakkabı Başyaylık :başlık Batar :zatürre, ince hastalık Bay :zengin, bey Baya :oldukça, bir hayli Bayah :önce Bayahdan :deminden, önceden, öteden Becit :önemli, acele, ivedi, geciktirilemez Beden :cepken Bekinmek, best :bir istek üzerinde durmak, ısrar etmek Belik : halı dokumada aradan geçirilen ipliğin yumak şekli Bellemek :okumak, öğrenmek, bilmek, bel ile işlemek Bendik :fesi, boğazın altından geçerek başa bağlayan bağ Benli :yüzünde ben olan Berge :kayısı, zerdali Beyle :böyle Bibi :hala, baba kız kardeşi Bi dıkım :bir lokma Bıldır :geçen sene, geçen yıl Bileğilemek :bileği taşıyla keskinleştirmek Bingildek :çocukların kafasındaki yumuşak çukurluk Bıyıl :bu sene Bızbız :davula soldan vurulan çubuk Bızdık :ufak çocuk Boduç :ağaç testi Boynuk :boynu tutulmuş, başı eğik dolaşan Boyunduruk :boyuna takılan halka, samı, hamut v.b. Bögün : bugün Bögünnerde :bugünlerde Buğez :bu kez, bu defa Bukran :yün kırpıntısı Bulak :pınar, kaynak, çeşme, kaynak, göze Burçlanmak :tomurcuklanmak Burkan :budha Burunduk :yular Burunduruk :buruna takılan yular, gem halkası Buvez :bu kez, bu defa Buymak :üşümek, donmak Caara :sigara Cafo :cefa, eza Cahal :cahil Camal :cemal, yüz, sima Cahın :selden bulanmış çamurlu su Calgazan :hilebaz, dümenci, numaracı Cançıktı :akşam güneş batımıyla yenilen yemek Car : kadınların üstlerine başına örttükleri çarşaf Car etmek :Yüksek sesle bağırmak, çağırmak, Carcar :geveze, yaygaracı, cırcır Carcur :gelişigüzel konuşmak, şarjör Carı :çabuk, hızlı Cavan :delikanlı evlat, genç Cavlak :çıplak, tüysüz, kel Ceci :cin gibi, hınzır Cehiz :evlenecek kızın hazırladığı çeyiz eşya Cemi :cemi cümle, tümü, toplamı Cenger :avaz avaz, bas bas bağırma Cıbıl :çıplak, parasız pulsuz Cılbah, cılbak :çıplak, fakir, yoksul Cırız :ot yemeği Cıngırak :çıngırak, zil Cip :çok, pek çok, hayli, iyice, epeyce, bir hayli Cırnak, çırnak :tırnak, pençe Cızgı :çizgi, daire şeklinde aşık oyunu Cünüt :batak, bataklık, su altındaki arazi, sırılsıklam ıslak Çad :iki dağın veya derenin, ırmağın birleştiği üçgen, Çağa :çoluk, çocuk Çağal :taş, çakıl taşı ile yapılan yığınak Çağıldak :koyunların kuyruk altında yapışıp biriken gübresi Çakşak :yığınla gelişigüzel dizili taş kümesi, ayarsız Çalacak :mayalık yoğurt Çalgan :buğday yıkama yeri Çalkam :bir mayalık yoğurt Çalmak :karıştırmak, mayalamak, bulaştırmak Çamçak :ağaçtan yapılan kulpsuz su kabı Çangal :dal, budak Çapıt :paçavra, çaput Çaplamak :demet yapmak, demetlemek Çardak : yan ve üstü ağaç veya otlarla kaplı bölme Çapraz :ters Çebiş :bir yaşındaki keçi yavrusu Çeci :makineden geçen harmanda toplanmış yığın Çekgel : iki ucuna asılı yükü taşıma aleti Çelmik :iri saman Çemiş :dut kurusu Çemkirmek :ürmek, laf söylemek, dikleşmek Çengel :çevresinde sivri demir çivileri bulunan tasma, Çerçi :seyyar satıcı, gezici tuhafiyeci Çevgen :değnek Çığırmak :çağırmak Çığırtgan :tellal Çiğit : çekirdeği, kabak çekirdeği, meyve çekirdeği Çimek :çimecek yer Çimmek :yıkanmak Çıngırak :zil Çırağ, çıra :idare lambası, gaz lambası Çir :berge, elma, erik kurusu Çırman :tıska karığı, tıska ekilen çukur alan Çirtik :küçük parça, kırpıntı Çıtırık :şekilli kenar süsleme Çıvgın :rüzgarla yağan karla karışık yağmur Çöğdürmek :işemek, küçük tuvaletini yapmak Çökek :çukur, bataklık yer, sazlık yer Çömçe :kepçe Çörtü :değirmende buğday tanesi oluğu Çövgen :sabunotu, çevgen Çükür :bir yüzü kazma, bir yüzü balta olan alet Çütcü :çifte giden, çift süren, çiftçi Çütlük :çiftçilik yapılmaya elverişli bölge, Dabaz dökmek :kızamık gibi yara çıkarmak Dadak :şekerleme, bebe yemeği Dağar :ağzı yayvan toprak kab Dağlağı :dağlama aracı Dal :sırt, arka Dalan :salon, bekleme odası Darvaza :büyük kapı Dasdan :halk hikayesi Dayama :destek Dayim :daim, daima, her zaman Daz :dazlak, tüysüz, cıbıl Debbede :bakırdan yapılmış kulplu yağ kabı Degel :söyle hele, söyle bakalım, gel ve söyle Degit :söyle hele, söyle bakalım, söyle ve git Dehre :ot veya et doğramaya yarayan kesici alet Dem :an, zaman, olgunluk içkisi (şerbeti) Derkan :kapıcı Dermek :toplamak, biçmek Desmal :pazen, pamuklu kumaş Deşinmek :yeri eşmek Dığrak :derli toplu, vücuda oturmuş elbise Diğelmek :ayakta durmak Diğir diğir :tomurcuk, ürperti Dımıtmak, :ılık hale getirmek, ısıtarak ılıtmak Dişkirt :halı dokumada ipliği sıkıştıran alet Domur domur :boncuk boncuk, tane tane Döndermek :döndürmek, çevirmek Döngün :dargın Dulda :dalda Duluh :çene-şakak arası Duvana :deli, divane, düşkün Duzah :cehennem, tuzak Düğürcü :dünürcü, kız istemeye gidenler Düğürşü :gelin almaya gelen bayan Dülbent :başörtüsü Ede :büyük anne, nene, Eferim :aferin, tebrikler, bravo, kutlarım Eke :üç yaşındaki keçi, yeterince büyük, Ekinci :ekin biçen, ırgat Elleham :yani, şundan ki, heralım, her hal Emice :amca Emlek :emen, emmekte olan Emlik :bir yaşındakı koyun kuzusu Eneke :anaç, büyük, baş, favori Ergeç, erkeç :dört yaşında keçi Ergep :akrep Engez :alet ve edevat Eriş :halı dokumada kullanılan iplik, Esel :bal, asel Essik :alçak, çukur yer Eşir :koç derisi Evcuman :evciman, eve yararlı olan, Evhan :yeğlik, bünyesi çok zayıf Evlek :tarlayı dermek için yapılan parsel Evsenetli :evine, eşine dostuna düşkün olan, Fakı :belbağı dokuma takımı Fend :hile tuzak. Kadının fendi erkeği yendi. Ferik :yavru horoz, 1 yaşındaki horoz Fetil :mayasız hamur Fıkara :fukara, fakir, ahali, halkı, Filig :piliç, ferik, yavru tavuk Filik :kızartılan ekin destesi Firek :kapı kilidi, firenk Firovn :firavun, zengin, şeytan, işini bilir, Fitçi :kışkırtıcı, arabozucu Fitlemek :kışkırtmak, arabozuculuk etmek Fodul :orçum Gabık :kabuk Galeylemek :kalaylamak, parlatmak, Galıh, galık :kalmış, kalan, evde kalmış kız Galın :başlık Gap :kap, kacak Gardaşlık :kardeşlik Garıh :çukurlanmış bostan karığı Gaşöv :kaşağı Gavurga :kavrulmuş buğday Gavurma :kavurma, et kavurma Gayda :kaide Gayıl :kail, razı olma Gaytarmak :kaçıp kurtulmak, yan çizmek, Gazal :gazel, kurumuş yaprak Geçek :köprü, güzergah, yol Geçenek koridor Gelembez :koyun yatağı Gelinlik etmek :gelinin kaynana ile konuşmadan anlaşması Gendir :semere takılı ip, urgan Gendum :buğday Gendüme :buğday yemeği Ger :nakış, şekil, motif, eğer Gebre :at kılından yapılmış tımar eldiveni Geri :sonra Gıble, gılbe :kıble Gidik :keçi yavrusu Gıdım : az, biraz Gıfıl :kilit Gımçı :ince sopa Gılman :tüysüz, bıyığı bitmemiş gençler Gımıl :kısa boylu, takoz, kıçı yere yakın Gırah, gırağ :kenar, çevre Giral :kiler, erzak deposu, gir ve al odası Gırcı :kırcı Gırçıl :içinde beyaz renkler olan, ağcıl Gırtık :parça, kırıntı Gısmık :cimri, hasis, imo, gıdım gıdım veren Gişi :goca, koca, erkek eş Goca :gişi, koca, erkek eş Golan :hayvan üstündeki semeri, kemer. Gonah :yatak, yatılı misafir Gonu-goğşu :konu-komşu Gonuh :konuk, misafir Gora :koruk Goşa :çift, iki tane Goya :güya, sözde, sanki, sözüm ona Göbel :kimsesiz, başıboş çocuk, yetim Göçer :yer tutmayan, konar göçer Gödek :kısa, Gödük : 4 gödük=1 timinneğ, 2 timinneğ=1 uruplağ Göğertmek :yeşertmek, yaşatmak, ayağa kaldırmak, Gölük :yük hayvanı, deve Göynek :köynek, gömlek, mintan Göynük :yanık Gözene :yüze geçirilen tel kafes Gözer :kalbur Gözgü :ayna Gubarmak :kendini övmek, mağrurlanmak Gucu :Kucak, kucaklamak, sarılmak Gullap :kapı menteşesi, kancalı demir Gulunç :sırt, ,iki kürek kemiği arası Gunnacı :hamile, yüklü Gursak :boğaz, ağız, kursak Guş :kulak Guz :kuz, kuzey, güneş almayan yan Gümanım :imanım, mirim, pirim, zannım Gümenli :iki canlı, hamile, gebe Günülemek :kıskanmak Gürk :Ciciv çıkartan tavuk. Habar :haber, havadis, bilgi Hacik :başörtüsü Halal :helal, yasal, rızayla verilen Halal süt emmiş :iyi yetiştirilmiş, terbiyeli, Havla :helva, havla Hana :hane, ev Haney :sofa, hol Hangılamak :yüksek sesle gülmek, Haral :kıldan yapılmış büyük çuval, Haran :küçük aş kazanı Harmı :toprak damın örtüsü Hasiyetli :cana yakın, yardımsever, Hatem :çok cömert Havas :heves, aşırı istek Haylamak :sürüp götürmek, otlatmak Hedik :pişirilen buğday, kaynamış buğday Helbe :elbet, helbet, öyle ya, evet öyle Helbet :elbet, helbe, öyle ya, evet öyle Helik :hıbar Helke :bakırdan yapılmış bakraç Herslenmek :hırslanmak, öfkelenmek, Heste :hasta Heybe :torba, heybe Hımbıl :budala, miskin Himlek :toprak altındaki kaya, kalın kök Hindi :başörtüsü Hınik :sümük Hıra :zayıf, cılız; obur, çok yiyen Hırızma :buruna, kulağa takılan halka, Hırtlik :boğaz, gırtlak Hışır :ufak kırıntılar, zer zevat, Hızan :yoksul Hizmeker :erkek hizmetçi, hizmekar Hocek :çukur, delik, çöküntü yer. Hod :iyi Hon :ekin, yonca biçilirken alınan evlek, Horlak :yabani Horum :yonca veya ot demeti Hotahçı :ırgat Hotan :büyük pulluk Hotek :çukur Hotik :haram, yara, kötü bir şey, Hotük :rahatsızlık, hastalık, kıran Hoyrat :değer bilmez, Hozan :ekini biçilmiş tarla Hödük :görgüsü ve anlayışı olmayan Hublar :güzel insan, güzel kadın İbicek :kura, yazı-tura, tek-çüt İğ :iplik bükülmeye yarayan alet İğdiş :burkmak, hadımlaştırılmış koç İleğen (illeğen) :leğen, yayvan kap, İlmek :düğüm, ilmik İreçber :çiftçi İşlik :gömlek, içe giyilen fanila Kaaz :gız, herif, hanım, mirim, Kabacak :meşe ağacı Kabara :fesin kenarındaki başı kabarık çiviler Kabuz :karpuz Kalantor :zenginliğini göstermeye özenen kişi, Kalın :başlık, gelin adayı kıza öncül, Kaltak :kuskunsuz eyer, arsız, namussuz kadın Kamus :bakırdan yapılmış büyükçe süzgeç Kavır :toklu, bir yaşındaki koyun Kayıl olmak :razı olmak Keflemek :tehdit etmek Kelağı :büyük zil, çıngırak Kelep :halka, bukle, kıvrım Kemre :gübre Kepir :çorak toprak Kemre, kerme : koyun gübresinin tepelenmiş hali, Kesimkesili :sözlü Kesimkesmek :sözleşmek, anlaşmak, Kikirik :zayıf ince uzun boylu kimse Kımçı :ince değnek Kılık :şekil, şimal, görünüş, Kiliz :saz, kamış Kırağ :kenar Kis :kirli saçta oluşan kepek, parazit yavrusu Kişelemek :kovmak, kaçırtmak, sürmek, Kızağıya gelmek :hayvanlarda çiftleşme isteği, Kizik :kızartılmış kuyruk, kıkırdak Kizir :köy bekçisi Kodük :sıpa Kokoroz :çirkin insan Kotan :büyük saban Köcek :tarlada filizin bir karış büyümüş hali Kölolam :kurbanın olam, kölen olam Kömbe, köme :iki sac arasında pişirilen börek, Köstek :saç örgüsü, cep saati zinciri Köşek :deve yavrusu, köçek Köynek :gömlek, miltan Kubarmak :mağrurlanmak, kendini övmek Kukuç :meyvelerin sert çekirdek kabuğu Kulan :katır, yabani eşek Kulun :at, eşeklerin yeni doğmuş yavrusu Kunnacı :gebe, hamile (hayvanlarda) Kuz :gölgede kalan yan Külfet :külfet, ev halkı Külhışır :un ufak, toz Külleme :ateşli kül içinde pişirilen hamur işi Kümül :bütün, tamamı Küncü :susam Künk :hakne, toprak büz Küpleği :kazma, balta sap deliği Kürün :hayvanların su içmesine yarayan yalak Küseğen :çabuk küsen Küşne :karaburçak Küştere :uzun rende, değirmen taşı, Lağap :lakap Layla :ninni Leken :ayaklara takılan perdeli ayaklık Lenger :el-ayak yıkanılan büyük sini Leyvaz : yeşil fasülye, baduç Loğ :toprağı sıkıştıran taş silindir Loğcak :loğu iki yandan tutan ağaç kollar Loğlamak :Toprak damı loğ ile sıkıştırmak Lök :deve, iri aşık kemiği, ağır oturaklı Mabal :babal, vebal, günah Mağ :ev, ağıl v.b. bölme Mahana, mahna :bahane, neden Mahledür :bakırdan ufak peynir, reçel tabağı Mahrama :büyük mendil Malak :manda yavrusu Malamat :ifşa etmek, açıklamak, Malkara :karaman, büyükbaş hayvan Malkıran :sığır vebası Mapus :hapishane, tutukevi Marak merak, marah Mahrama :büyük battal boy mendil Marsuvan :iriyarı, katır gibi eşek, Maslahat :danışma, Maşala :meşale Matal :koyun/oğlak derisi, tulum Mayıs :sığır gübresi Mecek :masta ucuna takılan metal kazıyacak Medet :imdat, yardım et, insaf et Meleş :iki kuzulu koyun Merek :ahır Mıh :büyük çivi Mihman :konuk Miltan :köynek, gömlek, mintan Min :bin Minci :lor Mintan :gömlek, köynek, miltan Mitil :yüzü çekilmemiş yorgan, nevresim Mırzıngı :kapının kilitleme sistemi Mışmış :kayısı, zerdali Möhkem :mükemmel, sağlam, kuvvetli Möhtaç :muhtaç Möteber :muteber, tanınmış, güvenilir, geçerli Mucuk :gödükle yapılan ölçüm Mugayat :mukayyet, göz kulak olma Muğber :düşman, hasım Muhanat, muhannet :cimri, nekes, ihsansız, alçak, Muncuk :boncuk Musahap :müsahip kardeş, Musahip :müsahip kardeş, gönül kardeşliği Musurman :Müslüman Muzulamak :yavrusunu gören ineğin böğürmesi Müdara :yüze gülen, dost gibi görünen Müret :medet, mürvet, amanın yardım et, Müşkül :mesele, sorun Müzör :çaşıt, ispiyoncu, ele veren, fitneci Nahas :ne sebeple, niçin? Neçe :nice Nelbekiye :heybe, torba Nemer, never :bahşiş Neyniyem, niyneyem : neyime gerek, benim için hava hoş, Nöker :hizmetçi Növ :yeni, növbahar, ilk bahar Ohlö, ohlöv :oklava Oklaaç :oklava Okuntu :davet (hediyeli) Okuyucu :davetiye veren kişi, ulak Okuyuntu :okuntu, davet Omaç :yufka makarna Orçum :güvez, aç gözlü, şeşo Oyluk :gözün çukuru Ödlek :korkak, çekingen, ödsüz Öllük :çocukların belendiği kuru toz toprak Örüzgar :rüzgar Övlat :çocuk Paltar :palto Pambık :pamuk Papak :yün veya tiftikten örülmüş başlık, Part :karın, göbek, partı büyük Partal :palavracı Partava :palavra, boş ve yalan konuşma Payalanmak :kendine pay çıkartmak, övünmek Payıban :ayak bağı Paylamak :pay etmek, üleştirmek, azarlamak, Paysınmak :arsınmak, kendine pay çıkartmak, Peğ :duvarları yarı yıkılmış ev, oda, ağıl Pendir :peynir Pesend :beğenen, beğenmiş Peye :ahır, hayvanların bağlandığı bina Peyik :haberci, salıkçı Peyk, :çatal, ayırmaç, ayraç, çad; Pılı pırtı :üst baş, tüm giysiler Pılıg :çitirikli ortası delik küçük kömbe Pilik :koçların boyunlarına takılan kömbe Pilov :pilav, bulgur pilavı Pinnik pinlik, kümes Pırtık :ufak Pisik :kedi Pörtlek :patlakgöz Pösnük :çöplük, Pöslük, zibillik Pul :madeni para, bozukluk, değersiz Pür :yaprak, dolu, çok, fazla, sahip Pürçekli :havuç Sacı :hediye kurban, düğün yemeği Sadır :fide, domates fidesi Sağcı :koyun-davar sağan kadın, kız Sağdış/soldış :gelinin sağında solundaki yardımcı Sahan :kab, tas, kase Sahat :saat Salaca :cenaze götürülen dört kollu düz tahta Salahana :başıboş, seyip, sahipsiz, sorumsuz, Salamat :selamet, ferahlık, rahatlık Salhım :salkım Savama :tekke Savran :küme, öbek Say mı? :sahi mi?, gerçek mi? Saya :üç etekli entari Saya :üstü açık mal-davar ağılı Savuşmak :geçmek, geçip gitmek Sayrımak :hastalanmak Sayvan :gölgelik Seheri :sabahı, öncesi Seki :yüksekce oturmalık Seklem :büyük çuval Senebaduç :yeşil fasulye Seyip :serbest, başıboş Seyiplemek :serbest bırakmak, azat etmek Sın :kırık-çıkık Sınmak :kırılmak Sınıhçı, sınıkçı :kırık-çıkıkçı Sırfa :surfa, sofra Siflenmek :ser sefil durmak, oyalanmak, Sitil :galvanizli bakraç, kova Siyeç :çeper, çalı çırpıdan yapılan çit Sohum :lokma,ısırılan ekmek parçası Soyha, soyka :değersiz, kıymetsiz, uğursuz, Sufat :sıfat, yüz, surat Sulak :sulanabilir arazi Surfa :süfre, sofra Sutara :bilezik Suvarmak :su vermek, sulamak Süllem :merdiven, ayakcah Şarlak :şelale, cortan Şarmıta :edepsizliği ile üste çıkan, dilbaz, Şelek :sırtta taşınan yük, şilek Şello :yalaka, bukalemun, kuyruk sallayan Şibelmek :şımarmak Şığla :ince uzun sap, ekin, ot v.b. sapı, Şilek :şelek, sırtta taşınan yük Şılın :çör, çöp, sap, zibil Şimşir :kemik, kılıç Şinik :kilenin sekizde biri hububat ölçeği Şiplik :kırbaç, şip şip ses çıkartan Şirni :kuruyemiş, tatlı Şişek :genç dişi koyun Şıvga :taze fidan Tahna, tahne :tenha, tehne Tamaşa :temaşa, gösteri, şamata Tar :iki direk arasına çakılan mertek Tartara :terazi Tataba :kadın hizmetçi Tavsır :resim Tehöv :vay anam, vay babam, ne bahtılı, Tek-çüt :ibicek, yazı-tura, kura Tepir :tahta elek Teşi :yün eğirme, iplik bükme aracı, Teze :taze, yeni, turfanda Tezir :ayıp, azar Tıfıl :küçük, cüce, kısa, çocuk, tifil Tığ :oya işlemek için ucu kancalı iğne, Timinneğ :dört gödük ölçüsünde olan kab. Tınnıh :kuzu-gidik derisinden süt kabı. Tırhıd :bulgurdan yapılmış çorba Toklu :bir yaşındaki dişi kuzu, kavır Tombak :tombalak, yuvarlak, top gibi, Tor :tınak, esneyen örgü, tuzak, Torlak :genç, ham, toy, olgunlaşmamış, Torpah :toprak Tovuh :tavuk Tumsu :yumru, yükseklik, tarla sınırı Turap olmak :kulu, kölesi olmak Tüfe :ocak, tandır yapmak için kesme taş Tüğmek :kaçmak, sıvışmak Tüle :enekede bey/ciğa tarafının tersi Uğarmak (uvarmak) :tamir etmek, onarmak, yamamak Umaç :omaç, yufkadan makarna Uruplağ :iki timinneğ ölçüsünde kab. Ütmek :kumar v.b. Oyunda kazanmak Üzük :yüzük Vala, vele :gelinin başına örtülen örtü, duvak Yağlık :mendil Yaha :yaka Yalamuk :ağzı, burnu yara bere içinde olan Yaldatmak :aldatmak Yalloz :yalaka, bukalemun, kuyruk sallayan Yarlık :bebek önlüğü Yarpız :narpız Yaymak :otlatmak Yazma :başörtüsü Yecir-terek :kab-kacak Yekte :siyah eteklik, yelek Yelik (yeğlik) :hafif Yemeni :başörtüsü, ayakkabı Yerinmek :üzülmek Yörep :bayır, yokuş Yuha :yufka, ince, hafif Yumak :yıkamak, yün yumağı, Zahar :meğer, tersine Zamanın behrinde :zamanında iken, bir zamanlar Zayolmak :boşa gitmek, kaybolmak, ziyan Zebil :bol bol bulunan, gani Zifir :yağ, bulaşık, karanlık, kara Zilif :zülüf, yanaktaki saç telleri Zırza :kapı kilidi, demir çengel Zırzıngı :kapıyı kilitlemeye yarayan çengel Zoğal :zaval, zeval, dert Zort :ek parça, son parçası Zubun :Kadınların giydikleri üç etekli kutnu
22.10.2009 |
|
|
| |
|